| İmam Musa Kazım (a.s) ın Hişam a Tavsiyeleri |
|
|
|
İmam Musa Kazım (a.s)’ın Hişam’a TavsiyeleriAllah-u Teâla Kur’an’da akıl ve idrak sahiplerini şöyle müjdelemiştir: “Müjdele kullarımı artık, o kullarım ki sözü dinlerler de en güzeline uyarlar, onlar öyle kişilerdir ki Allah, doğru yola sevk etmiştir onları ve onlardır akıl sahiplerinin ta kendileri.”2 Ey Hişam ibn-i Hakem, Allah-u Teâla akıl ile hüccetleri insanlara tamamlamış, beyan (ilahi kitap) ile onlara iletmiş ve kılavuzlar (peygamberler) ile de onları kendi Rabliğine hidayet etmiş ve şöyle buyurmuştur: “İlahınız tek bir ilahtır, ondan başka bir ilah yoktur, Rahman ve Rahimdir. Gerçekten göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara fayda vermek üzere denizde yürüyüp giden gemide, Allah’ın gökten yağmur yağdırarak yeryüzünü, ölümünden sonra diriltmesinde, sonra da yeryüzüne yürüyen hayvanları yaymasında, yelleri dilediği gibi estirip değiştirmesinde, gökle yer arasında emrine muti olan bulutta, şüphesiz aklı erenler için varlığına ve birliğine deliller var.”3 Ey Hişam, Allah-u Teâla bu nişaneleri halkın, kendilerini yöneten bir yöneticinin olduğunu anlamaları için bir kılavuz kılıp şöyle buyurmuştur: “Musahhar kılmıştır size geceyle gündüzü, güneşle ayı; yıldızlar da musahhar olmuştur O’nun emriyle; şüphe yok ki bunda aklını kullanabilen topluluk için deliller vardır.”4 Yine buyurmuştur ki: “Ha mim, andolsun her şeyi açıklayan kitaba, şüphe yok ki biz, akıl edesiniz, anlayasınız diye Kur’anı Arapça kıldık.”5 Yine buyurmuştur ki: “Size bir korku ve umut (unsuru) olarak, şimşeği getirmesiyle gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O’nun ayetlerindendir. Şüphe yok ki bunda, akıl eden topluluk için gerçekten deliller vardır.6 Ey Hişam, daha sonra Allah-u Teâla akıl ehline öğüt vermiş ve onları ahirete rağbetlendirip şöyle buyurmuştur: “Dünya yaşayışı, ancak bir oyundan, bir oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduysa korkup çekinenler için daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?”7 Yine buyurmuştur ki: “Size verilen her şey, yalnızca dünya hayatının meta ve süsüdür. Allah katında olan ise daha hayırlı ve daha süreklidir. Yine de akıllanmayacak mısınız?”8 Ey Hişam, daha sonra Allah-u Teâla, akıl etmeyen kimseleri azapla tehdit edip şöyle buyurmuştur: “Sonra da geride kalanları yerle bir ettik. Siz onların yurtlarından sabah ve akşam vakitleri geçip gidiyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?”9 Ey Hişam, Allah-u Teâla aklın ilim ile birlikte olduğunu beyan ederek şöyle buyurmuştur: “Bu örnekleri, insanlara vermekteyiz, ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez.”10 Ey Hişam, Allah-u Teâla akıl etmeyen kimseleri kınayıp şöyle buyurmuştur: “Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun.” denmişse, onlar: “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız”. derler. (De ki) ya atalarının aklı bir şeye ermeyip doğru yolu da bulmamış idiyseler (yine de mi onlara uyacaklar?).”” 11 Yine buyurmuştur ki: “Şüphesiz ki yerde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, aklı, idrakı olmayan sağır ve dilsiz mahluklardır.”12 Yine buyurmuştur ki: “Onlara: “Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?” diye soracak olsan hiç tartışmasız; “Allah” diyecekler. De ki: “Hamd Allah’adır.” Hayır, onların çoğu bilmezler.”13 Daha sonra Allah çoğunluğu kınayıp şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde bulunanların çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah’ın yolundan şaşırıp saptırırlar...”14 Yine buyurmuştur ki: “Ama onların çoğu bilmezler.”15 ve onların çoğu anlamazlar. Ey Hişam, daha sonra Allah-u Teâla azınlığı medhedip şöyle buyurmuştur: “Kullarımdan şükretmekte olanlar pek azdır.”16 Yine buyurmuştur ki: “İman edip de salih amellerde bulunanlar ne kadar da azdır.” 17 Yine buyurmuştur ki: “Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.”18 Ey Hişam, daha sonra Allah-u Teâla akıllıları en güzel bir şekilde anmış ve en güzel ziynetle süsleyip şöyle buyurmuştur: “Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.19 Ey Hişam, Allah-u Teâla buyuruyor ki: “Hiç şüphesiz bunda, (öncekilerin helakinde) kalbi (aklı) olan kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.20 yine buyurmuştur ki: “Ve andolsun ki biz, Lokman’a hikmet (anlayış ve akıl) verdik" 21 Ey Hişam, Lokman, oğluna şöyle buyurmuştur: “İnsanların en akıllısı olman için hakka boyun eğ; dünya derin bir denizdir, çok insanlar onda boğulmuştur. Bu denizde gemin takva, (geminin) yükü iman, yelkeni tevekkül, kaptanı akıl, kılavuzu (pusulası) ilim, demiri ise sabır olmalıdır.” Ey Hişam, her şeyin bir nişanesi vardır; akıllının nişanesi de tefekkürdür; tefekkürün nişanesi de susmaktır. Her şeyin bineği vardır, akıllının bineği de alçak gönüllülüktür. Nehyedildiğin şeyi yapman cehalet bakımından sana yeter. Ey Hişam, elindeki cevize halk “incidir” derse sana bir faydası olmaz. Çünkü sen onun ceviz olduğunu biliyorsun. Elinde ki inciye de halk “cevizdir” derse sana bir zararı olmaz; çünkü sen onun inci olduğunu biliyorsun. Ey Hişam, Allah-u Teâla bütün peygamber ve elçilerini ancak kulların kendisine akıl erdirmeleri için göndermiştir. Öyleyse Allah’ın davetini daha güzel kabul edenler, Allah’ı daha güzel tanıyan kimselerdir; Allah’ın emrini daha güzel bilenler, aklı daha güzel olan kimselerdir; aklı daha güzel olanlar, dünya ve ahirette makamı daha yüce olan kimselerdir. Ey Hişam, hiçbir kul yoktur ki, bir melek onun alnından tutmamış olsun. Tevazu ettiğinde Allah onu yüceltir, tekebbür ettiğinde de Allah onu alçaltır. Ey Hişam, Allah-u Teâla’nın, insanların üzerinde iki hücceti (kanıtı) vardır: Zahiri hüccet ve batini hüccet. Zahiri hüccet Resul, Peygamber ve İmamlardır; batini hüccet de akıllarıdır. Ey Hişam, akıllı adam helalin onu şükretmekten alıkoymadığı ve haramın da sabrını taşırmadığı kimsedir. Ey Hişam, kim üç şeyi üç şeye musallat kılarsa aklını yok etmek için heva ve hevesine yardım etmiş sayılır: Fikrinin nurunu, uzun arzularla söndüren, çok konuşmakla hikmetli sözlerini mahveden ve ibret almak nurunu nefsani şehvetlerle yok eden kimse aklını yok etmek için heva ve hevesine yardım etmiş gibi sayılır. Aklını yok eden kimse de dinini ve dünyasını bozmuştur. Ey Hişam, aklını Allah’ın emrinden alı koyduğun, heva ve hevesini aklına egemen kıldığın halde amelin Allah indinde nasıl temiz olabilir? Ey Hişam, yalnızlığa sabretmek, aklın gücünün belirtisidir. Kim Allah-u Tebareke ve Teâla hakkında düşünürse, dünya ehlinden, ona rağbet gösterenlerden uzaklaşır ve Rabbi katında olan şeylere yönelir. Allah-u Teâla ise, korku halinde onun munisi (dostu), yalnızlıkta arkadaşı olur, fakirlikte onu ihtiyaçsız kılar ve aşireti olmaksızın da onu aziz eder. Ey Hişam, halk Allah’ın itaati için yaratılmıştır, kurtuluş itaatle, itaat ilimle, ilim öğrenmekle ve öğrenmek de akıl ile sağlanır, ilim ancak rabbani alimden kaynaklanır; alimi tanımak da akılla olur. Ey Hişam, akıllı kimsenin az ameli Allah indinde kaç katıyla kabul görür. (Ama) Cahil, heva ve heves ehlinin çok ameli red edilir. Ey Hişam, akıllı adam hikmetle bir arada olan dünyanın azına razı olur; (ama) hikmetsiz olan dünyaya razı olmaz. İşte bunun içindir ki akıllıların ticaretleri karlıdır. Ey Hişam, yeterli miktar seni ihtiyaçsız kılıyorsa, dünyada olan en küçük şey (sade yaşayış) sana yeter. (Ama) yeterli olan miktar seni müstağni kılmıyorsa (o zaman) dünyada olan hiçbir şey seni müstağni kılmaz. Ey Hişam, akıllı kimseler, dünya malının ihtiyaçtan fazlasını terk etmişler, nerde kaldı ki günahları terk etmesinler. Oysaki, ihtiyaçtan fazlasını terk etmek fazilettir, günahı terk etmek ise farzdır. Ey Hişam, akıllı kimseler dünyada zahitlik yapıp ahirete meyletmişlerdir. Çünkü onlar dünya ve ahiretin hem talip (arayan) ve hem de matlup (aranılan, istenilen) olduğunu anlamışlardır. Kim ahireti talep ederse, dünya onu talep eder ve o kendi rızkını tamamıyla dünyadan alır. Kim dünyayı talep ederse, ahiret kendisini talep eder; ölüm de gelip, dünya ve ahiretini yok eder. Ey Hişam, kim malsız zengin olmayı, kalbinin hasetten rahat olmasını ve dininin selamet kalmasını isteyen kimse dualarında Allah’tan aklını kamil etmesini dilemelidir. Aklı kamil olan, yeterli olan miktara kanaat eder, yeterli olana kanaat eden zengin olur; yeterli olmayan şeye kanaat etmeyen kimse ise kesinlikle zenginlik yüzü görmez. Ey Hişam, Allah-u Teâla, salih bir kavmin, kalplerin saptığını, körlüğe ve helake döndüğünü bildikleri için şöyle dediklerini nakleder: “Rabbimiz, bizi doğru yola sevk ettikten sonra kalplerimizi saptırma ve kendi katından bize rahmet bağışla, şüphe yok ki sen, fazlasıyla bağışlayansın.”22 Allah’ı tanımayan O’ndan korkmaz; göreceği ve hakikatini bulacağı sabit bir marifet de kalbine yerleşmez. Hiç bir kimse de, sözü amelini tasdik etmedikçe ve gizli ameli açıktaki ameli ile uyum sağlamadıkça böyle olmaz. Çünkü Allah-u Teâla gizli ve örtülü olan akla, ancak zahiri delili nişane kılmıştır. Ey Hişam, Emir-ül Mü’minin Ali aleyhi’s-selâm şöyle buyuruyordu: “Allah’a ibadet etmek için akıldan daha iyi hiçbir vesile yoktur.” Şu hasletlere sahip olmayan kimsenin aklı kamil olmaz: Kötü lafından ve şerrinden emin olunması, olgunluk ve hayrının umulması, malının fazlasını (Allah rızası için) harcaması, fazla konuşmaması, dünyadan nasibinin yetecek miktarda olması, ömür boyu ilimden doymaması, Allah ile zelil olmanın, başkaları ile izzetli olmaktan ona daha sevimli olması, tevazuu şereften daha fazla sevmesi, başkalarının az iyiliğini çok, kendisinin çok iyiliğini de az sayması, halkın hepsini kendisinden iyi bilmesi, kendisini de onların en kötüsü görmesi işin kemalidir. Ey Hişam, dili doğru söyleyenin ameli temiz olur, niyeti güzel olanın rızkı çoğalır, kardeşlerine ve ailesine güzel iyilik yapanın da ömrü uzar. Ey Hişam, hikmeti cahillere öğretmeyin ki hikmete zulüm etmiş olursunuz ve onu ehlinden esirgemeyin ki onlara sitem yapmış olursunuz. Ey Hişam, (akılsızların) hikmeti size bıraktıkları gibi siz de dünyayı onlara bırakın. Ey Hişam, yiğitliği olmayanın dini olmaz, aklı olmayanın da yiğitliği olmaz. Halkın en değerlisi dünyayı kendisi için bir makam bilmeyen kimsedir. Bilin ki bedenlerinizin karşılığı ancak cennettir. Öyleyse onu başka bir şeye satmayın. Ey Hişam, Emir-ül Mü’minin Ali aleyhi’s-selâm şöyle buyuruyor: “Toplantının başında ancak üç sıfata sahip olan kimse oturabilir: Bir şey sorduklarında cevap veren, halkın söz bulup konuşamadığında konuşan ve toplantıda oturanların maslahatına uygun olan görüşü ortaya koyan. Bu üç sıfattan birine sahip olmaksızın toplantının başında oturan kimse ahmaktır.” İmam Hasan aleyhi’s-selâm şöyle buyurmuştur: “İhtiyaçlarınızı karşılamak istediğinizde ehlinden isteyin.” Ey Resulullah’ın oğlu “Ehli” kimlerdir? dediklerinde şöyle buyurdu: “Allah’ın, Kur’an’da beyan ettiği kimselerdir.” Allah Teala buyuruyor ki: “Hiç şüphesiz temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünmektedir.”23 İmam Zeynulabidin aleyhi’s-selâm da şöyle buyurmuştur: “Salih kimselerle oturmak insanı salaha (doğruluğa) götürür. Alimlerin adabına uymak aklı çoğaltır. Adil yöneticilere itaat etmek izzetin kemalidir. Maldan faydalanmak yiğitliğin kemalidir. İstişare edene doğru yolu göstermek nimetin hakkını eda etmektir. Halka eziyet etmemek aklın kemali olduğu gibi dünya ve ahrette de bedenin rahatlığına sebep olur. Ey Hişam, akıllı kimse, kendisini yalanlamasından korktuğu kimseye bir şey söylemez; reddedeceğini ihtimal verdiği kimseye ağız açmaz; (bir şey istemez) gücü yetmediği şeyin sözünü vermez; arzu edilişi kınanan şeyi arzu etmez; aciz kalacağından korktuğu işe teşebbüs etmez. Emir-ül Mü’minin Ali aleyhi’s-selâm ashabına şöyle buyuruyordu: “Gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, sevinç ve gazap halinde adaletli olmayı, fakirlik ve zenginlikte gayret etmeyi size tavsiye ediyorum. İlişkisini kesenle ilişki kurun. Zulüm yapanı affedin. Mahrum kılana bağışta bulunun. Bakışınız ibret, susmanız fikir, sözünüz zikir ve tabiatınız da cömertlik olmalıdır. Çünkü hiç bir cimri cennete, hiçbir cömert de cehenneme girmeyecektir. Ey Hişam, Allah, kendisinden hakkıyla haya edip utanan, başını ve başının ihtiva ettiği şeyleri (gözünü, kulağını, dilini ve diğer uzuvlarını) haramdan koruyan, karnı ve karnının koruduğu şeyleri (yemeği ve içmeyi haramlardan) muhafaza eden, ölümü ve çürümeyi hatırlayan, cennetin zorluk, cehennemin de lezzet ve şehvetlerle kuşatılmış olduğunu bilip idrak eden kimseye rahmetini yağdırsın! Ey Hişam, kim kendisini halkın haysiyetini çiğnemekten alıkoyursa, Allah kıyamet günü onun hatalarından geçer. Kim halka karşı gazabının önünü alırsa Allah da kıyamet günü ona karşı gazabının önünü alır. Ey Hişam, akıllı kimse, isteğine uygun olsa bile yalan söylemez. Ey Hişam, Resulullah’ın kılıcının kulpunda şöyle yazılmıştı: Allah katında, insanların en fazla haddi aşıp isyan edeni, (kısasta) vurandan başkasını vuran ve katilden başkasını öldüren kimsedir. Kim gerçek velileri bırakıp da başkasını kendisine veli edinirse Allah’ın, Muhammed peygamberine indirdiği şeye kafir olmuştur. Kim dinde bid'at çıkarır veya bidat çıkaranı barındırırsa, Allah-u Teâla kıyamet günü onu affetmeyeceği gibi hiç bir fidye ve karşılık da ondan kabul etmez. Ey Hişam, kulu Allah’a yaklaştıracak en güzel vesile Allah’ı tanıdıktan sonra namaz kılmak, anne ve babaya iyilik yapmak, haset, bencillik ve övünmeyi terk etmektir. Ey Hişam, karşında bulunan günlerini ıslah et (düzeltmeye bak) o günlerin hangi gün olduğuna bak ve onlar için cevap hazırla. Şüphesiz sen durdurulup sorguya çekileceksin. Zamandan ve ehlinden öğüt al. Çünkü zaman hem kısadır, hem de uzun (bu cümlenin anlamı şöyle olabilir: “Zamanın uzunu da kısadır.” Yani ömür ne kadar uzun olursa olsun yine de çabuk gelip geçer.) Ümidinin çoğalması için amelinin karşılığını görürcesine çalış. Allah’ı tanı. Zamanın ve durumların değişkenliği hakkında düşün. Dünyanın geleceği geçmişine benzer; öyleyse ondan ibret al. Ali ibn-i Hüseyin aleyhi’s-selâm şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünün, doğusunda ve batısında, denizinde ve karasında, ovasında ve dağında güneş ışığının ulaştığı şeylerin hepsi, evliyaullahın (Allah’ı hakkıyla tanıyanların) yanındaki değeri öğleden sonra ulaşan ve çabuk kaybolup giden gölgeye benzer. Daha sonra şöyle buyurdu: “Bu kalıntıyı (dünyayı) ehline bırakacak hür bir kişi yok mudur? Canınızın karşılığı ancak cennettir; öyleyse onu başka bir şeye satmayın. Kim Allah’ın nimetlerinden sadece dünyaya razı olursa değersiz bir şeye razı olmuştur.” Ey Hişam, bütün insanlar yıldızları görür; ama yıldızların yönü ve duruş yerlerini bilenden başkası onlara bakıp kendi yolunu bulamaz. Böylece sizler de hikmet öğreniyorsunuz, ama ona amel edenden başkası onunla hidayete erişemez. Ey Hişam, az konuşmak büyük bir hikmettir. Öyleyse susun (az konuşun). Çünkü susmak, huzurdur; suçun azalmasına ve günahın hafiflemesine sebep olur. Kapısı sabır olan hilim ve olgunluk (kalesinin) kapısını sağlamlaştırın. Allah-u Teâla, sürekli sebepsiz yere gülen ve gayesiz yürüyen kimseyi sevmez. Yöneticinin bir çoban gibi olması gerekir; halkından gaflet etmemeli ve onlara yücelik taslamamalıdır. Açıkta halktan hayâ ettiğiniz gibi gizlide de Allah’tan hayâ edin. Biliniz ki, hikmetli söz mü’minin yitik malıdır. İlim elden çıkmadan onu elde edin; ilmin elden çıkması, alimin aranızdan kaybolmasıdır (ölmesidir).
Kaynaklar:1- el - Kafi, c.1, s.13 ; Tuhaf-ul Ukul, s.383. 2- Zümer/18. 3- Bakara/163-164. 4- Nahl/12. 5- Zuhruf/1,2,3. 6- Rum/24. 7- En’âm/32. 8- Kasas/60. 9- Saffat/136-138. 10- Ankebut, 43. 11- Bakara/171. 12- Enfal/22. 13- Lokman/25. 14- En’âm/116. 15- En’âm/37. 16- Sebe/13. 17- Sâd/23. 18- Hud/40. 19- Bakara/269. 20- Kâf/37. 21- Lokman/12. 22- Âl-i İmrân/8. 23- Zümer/8. |


